Aslında İsteyince Yapıyor


Ders çalışmak istememe, dikkat dağınıklığı, ödevlerini tamamlamama gibi okula dair sorunları ailelerle konuşurken “aslında isteyince yapıyor ama işte…” sözünü çoğu zaman duymuşsunuzdur. Mesele sadece “isteme” meselesi değildir; hatta çocuklar da aldırmaz görünse de kendilerinden beklenen akademik çalışmaların üstesinden gelmeyi “isterler”.

Günlük hayatta “istemek”, “ilgi duymak”, “içinden gelmemek” dediğimiz şeyin literatürdeki karşılığı “motivasyon”. Sadece yapmak istemek, konuya ilgi duymak bir çocuğun motivasyonun artması için yeterli değil; önemli ancak yeterli değil. Motivasyonun daha önemli bir parçası öz-yeterliliktir. Öz-yeterlilik, kişinin bir performans alanındaki yeteneklerine, yapabileceğine dair inançlarını kapsar. Araştırmalar bize öz-yeterlilik inancı yüksek olan çocukların bir çalışmada daha çok çaba sarf ettiğini, daha sabırlı olduklarını, zorlukla karşılaştıklarında bunu bir öğrenme fırsatı olarak gördüklerini ve genellikle daha yüksek performans sergilediğini gösteriyor.

Çocukların öz-yeterliliği belirli işleri yapabildiklerinde gelişir. Bu nedenle, basit gibi görünse de çocuklara yapabilecekleri işler vermek ve gurur hissetmelerini sağlamak, tahmin edilenden daha önemlidir. Çoğu şeyi anne-babası tarafından yapılan bir çocuğun “Evet, ben bunu yapabilirim” demesini beklemek ne kadar gerçekçi?

Motivasyon için ikinci önemli faktör, çocuğun başarılı ya da o kadar da başarılı olmayan bir performans sergilediğinde bunu nasıl yorumladığıdır. Hayatta bizi geriye düşüren ya da ilerleten, başımıza gelenlerden ziyade başımıza gelenleri yorumlama şeklimizdir. Herkes bir başarı ya da başarısızlık yaşadığında, bunun olası sebeplerini analiz eder ve bu analiz çoğunlukla kişinin algılarına dayalıdır, yani subjektiftir. İstediği notu alamayan çocuğun yorumu “Beceriksizin tekiyim” olursa, ne yaparsa yapsın sonucu değiştiremeyeceğini düşünür. Çünkü zeka, yetenek değişmeyen/daha zor değişen stabil şeylerdendir. Kontrol edebileceği, değiştirebileceği şeylere dayanarak “Sanırım sadece okuyarak çalışmak yeterli olmadı” derse, başka çalışma yöntemleri dener. Bu yorumların sorumlusu sadece çocuğun aklından geçenler değildir. Anne-babaların çocukların performanslarını nasıl yorumladıkları çoğu zaman çocukların kendi iç seslerine dönüşmeye başlar. “Aklı yetmiyor bizimkinin” demek kadar “Benim çocuğum çok zeki” demek de tehlikeli. Neden mi? Her iki yorumda da çocuğun kolay kolay değiştiremeyeceği bir sebep gösteriyorsunuz: zeka.

Bir de içsel ve dışsal motivasyon konusu var ki, çocuğun çalışma şeklini, performansına dair yorumlarını etkiler. Dışsal motivasyon, şeker, para, sticker gibi dış ödüller için bir işin yapılması iken içsel motivasyon o işi yapma halinde yaşanan keyif, ilgi, merakın kendisi için işin yapılmasıdır. Ödüllerin çoğu zaman işe yaramadığını, hatta çocukların içsel motivasyonunu düşürdüğünü gösteren birçok çalışma bulunmakta. O nedenle “Takdir gelirse bilgisayar alacağım” vaatleri çoğu zaman ya da sadece bir dönem için işe yarar. Ödül, ancak daha çok ödül için motive eder, öğrenmek için değil.

Aynı zamanda, çocuk ne için çalıştığına dair kendisi hedefler belirleyebilmeli. Sadece anne-babası dayatıyor diye ödev yaptığını düşünen çocuğun çalışmak için iyi bir nedeni yoktur. Aslında araştırmalar, öğrenmenin, yeni bir şeyler öğrenmiş olmanın kendisinin kişileri ödülden daha mutlu olduğunu gösteriyor.  Öğrenmeyi hedeflemesi için de çocuğun öğrenme ile iyi bir ilişki kurmasını sağlamak gerek. İnternette araştırırken ekşi sözlükte bir entry’ye rastladım. Konuyu çok iyi anlatmış: “Hangi konuda motivasyon eksikliğiniz varsa o konuda kendinize inandırabileceğiniz iyi bir gerekçeniz yok veya iyi bir gerekçeniz kalmadı demektir. İyi bir gerekçesi olanın motivasyon eksikliği olmaz”*. Gerekçesi öğrenme olan çocuğun, hem motivasyonu, hem de zorlandığında yola devam etmesini sağlayan öz-yeterliliği, içsel motivasyonu ve çabası olacaktır.

Motivasyonu nelerin teşvik ettiği hala araştırılmaya devam edilen bir konu ama motivasyonu uzun vadede nelerin öldürdüğünü söyleyebiliriz: Kıyaslama, (niteliksel performans beklenen durumlarda verilen) ödül,  ceza, zekaya/yeteneğe yapılan övgü ve rekabet.

Günlük hayatın içerisinde bazı değerleri çocuğa kazandırmak alacakları notlardan daha kıymetlidir ve aslında akademik başarılarına giden yolun yapı taşlarıdır. Çocuğun her istediğini istediği zaman hemen ona vermek yerine sabredebilme, bekleyebilme, hazzı erteleyebilme becerisini kazandırmak; düşük notlar karşısında suçlamak yerine, zorluklar karşısında iyimser düşünebilme becerisi kazandırmak; arkadaşlarının notlarını sormak yerine, kendisini kendi içinde değerlendirme becerisi kazandırmak; kişiliğine, zekasına yüklenmek yerine kendilik değerinin notlara bağlı olmadığı algısını kazandırmak tüm takdir, teşekkür belgelerinden daha önemlidir.


*https://eksisozluk.com/motivasyon-eksikligi--97544?p=3 sitesinden alınmıştır.

Fotoğraf, pinterest.com sitesinden alınmıştır.

24 görüntüleme

İletişim Bilgileri

0543 624 12 44

Alsancak, İzmir

(Detaylı adres bilgisi için lütfen iletişime geçiniz.)

© 2018 Özden Sevil Gülen

Tüm hakları saklıdır.